NASIL BİR BAKIŞ AÇISI?

Ümitvar Olmak Mı?

Ümitvar Olmanın Temeli: "Kadere Teslimiyet"



Allah'a iman eden, ahiretin varlığına inanan ve Allah'tan korkan mümin, herşeyi yaratan Rabbimiz’e kendini teslim eder. Diğer bir ifadeyle, başına gelen herşeye karşı son derece teslimiyetli olur, hiçbir şeyden ümitsizliğe kapılmaz. Çünkü herşey Allah'ın kontrolündedir. Rabbimiz ise onun en büyük dostu ve vekilidir. Mümin, Allah'tan geldiğine iman ettiği için, bir olay karşısında paniğe, ümitsizliğe kapılmasının çok yanlış olacağını bilir. Allah'ın yaratışının mükemmelliğinin farkındadır; karşılaştığı olayın en mükemmel şekilde yaratıldığını düşünür. Kimi zaman olaylar kendi aleyhindeymiş gibi görünse dahi o bunların hepsinde kendisi için bir hayır olduğunu bilir.

Ümitvar Olmak Beraberinde Metanet ve Dirayeti Getirir


İman eden bir kimse, zahiren herşeyini yitirmiş dahi olsa, yine de en ufak bir ümitsizliğe kapılmadan, sabırla, şevkle herşeye en baştan başlayabilir. Sahip olduğu bu şevk; kadere imanından, Allah'a duyduğu sevgi ve güvenden, Kuran ahlakını benimsemiş olmasından ve dünya hayatının geçiciliğini kavramış olmasından kaynaklanır. Gelecekten yana hep ümitvar olan tavrı, olayların hep güzel yönlerini gören tutumu hayatı boyunca karşılaştığı bütün olaylarda kendini gösterir.

Ne kadar büyük zorluklarla karşılaşırsa karşılaşsın, mümin, çok güzel bir olgunluk, itidal, metanet ve dirayet sergiler. Vakar, asalet ve saygınlığından hiçbir şekilde taviz vermez. İman etmeyenlerde görülen tavır ve ahlak bozukluklarından hiçbirini göstermez, bu ahlakıyla da insanlar için güzel bir örnek oluşturur.

Ümitvar Olmak İnsanı Allah’a Yakınlaştırır


Allah, iman edenlere hem bu dünyada hem de ahirette çok büyük nimetler vereceğini vaat etmiştir. Kişi de Allah'a olan imanı, yakınlığı, teslimiyeti ve samimiyeti derecesinde bu nimetlere kavuşmayı ümit eder. Nimetleri de Allah'a yakınlaşmaya, şükretmeye, O'nun sonsuz sıfatlarının tecellilerine, güzelliklerine şahit olmaya bir vesile olarak görür. Allah güzel davrananlara güzellik veren olduğu için, müminler nimetlerin sürekli artmasını diler ve kendilerine verilen nimetlerle Allah'a daha fazla yakınlaşırlar.

Allah'tan "En Hayırlısını" Ümit Etmek


Müminin en önemli özelliklerinden biri, her işinde Allah'a yönelmesi, Allah'ın yarattığı kadere "gönülden" teslim olmasıdır. Bir olay daha önce hiç planlamadığı gibi geliştiğinde de, çok istediği bir şeye ulaşamadığında da, kısacası her şartta Allah'a yönelir ve olaylardaki güzel ve hayırlı yönleri görür. Bir müminden "neden böyle oldu?", "keşke böyle olmasaydı" gibi sözleri duymak mümkün değildir. Çünkü mümin Allah'tan razı olmuş ve kadere teslim olmuştur. Dua ederken de daima Allah'tan "en hayırlısını" ister.

Allah’a Karşı Daima Ümit ve Korku Arasında Olmak


Ümit, müminin İslam ahlakını şevk, heyecan, neşe ve coşku içinde yaşamasını sağlar. Allah'a duyduğu saygı dolu korku da müminin, Allah'ın sınırlarını korumada son derece dikkatli olmasına, Allah'ın sakındırdığı konulardan şiddetle kaçınmasına, helal ve harama çok büyük titizlik göstermesine neden olur. Ümit ve korku arasında olmak, insanın güzel ahlaka ulaşmasında en önemli unsurlardan biridir. Ümitvar olmanın verdiği şevk ve coşku ile Allah korkusunun mümine kazandırdığı itidal, titizlik, duyarlılık müminin ahlakının güzelleşmesine ve Allah'a olan yakınlığının artmasına vesile olur.

Karamsarlık Mı?

Karamsarlık Kimlerde Görülür?

Ümitsizlik, iman etmeyen insanlarda sık rastlanan bir tutumdur. Bu ruh halindeki bir insan her konuda, her olayda kötüye yoracak, olumsuz bir yön bulabilir. Herşeyden karamsarlığa ve umutsuzluğa sürüklenecek sonuçlar çıkarabilir. Çünkü kendisine ölçü olacak hiçbir yol göstericisi yoktur. Olaylara bakış açısını belirleyen şeylerin tesadüf, raslantı gibi kavramlar olduğunu düşünür. Oysa bu kavramların ona umut ve güven verecek hiçbir yanı yoktur. Tam tersine, bu kavramlara inanması ve hayatını bunların üzerine kurması, onun her türlü sıkıntıyı ve azabı yaşamasına sebep olur.

Allah'ın Rahmetinden Yalnızca İnkar Edenler Ümit Keser

Allah'ın rahmetinden umut kesen kişiler Allah'a inanmayan, ahiret inancı taşımayan insanlardır. Allah, rahmetinden umut kesenlerin ancak inkar edenler olduğunu bir Kuran ayetinde şu şekilde belirtmektedir:

Allah'ın ayetlerini ve O'na kavuşmayı 'yok sayıp inkar edenler'; işte onlar, Benim rahmetimden umut kesmişlerdir; ve işte onlar, acı azab onlarındır. (Ankebut Suresi, 23)

Ümitsizlik İnsanı Hastalığa Neden Olabilecek Kadar Moral Çöküntüsüne Sokabilir

İnsanın mutlu ve huzurlu olmasını sağlayan manevi etkenlerden biri "ümitvar" ruh halidir. Bu, bir insanın yaşamını sağlıklı olarak sürdürebilmesi için de gerekli olan en önemli konulardan biridir. Nitekim dünya üzerinde "ümitvar" ruh halini tam anlamıyla yaşamadıkları için acı ve sıkıntı çeken, kendi kendilerine zulmeden çok sayıda insan vardır. Ümitsizlik insanı hastalıklara, hatta ölüme dek sürükleyebilecek şekilde moral çöküntüsüne sokar.

Şeytan İnsanlara Ümitsizlik Aşılamak İster

Şeytan kendini dost edinen insanlara her zaman kendine güvensizliği, gelecekten yana ümitsiz olmayı, olaylara hep karamsar açıdan bakmayı telkin eder. İnsanların iman etmelerini, Allah'a karşı itaatli olmalarını, kadere teslim olmuş, tevekküllü, ümit ve şevk dolu bir şekilde yaşamalarını istemez. Çünkü bu sayılanların hepsi hem Allah'ın beğendiği ve insanı Allah'a yakınlaştıran hem de din ahlakının yaşanması için zorunlu olan özelliklerdir. Şeytan ise insanların Allah'a yakınlaşmalarını istemez. Bu yüzden kişiyi ümitsizlik telkiniyle yılgınlığa, şevksizliğe, karamsarlığa, çaresizliğe ve bıkkınlığa sürüklemeye çalışır.

Karamsarlık Şeytanın Bir Tuzağıdır


Kuran ahlakıyla ahlaklanmış bir kimsenin hal ve hareketleri doğal olarak çevresine olumlu etki bırakacak niteliktedir. Ümitsiz ruh haline sahip bir insan ise kendine olduğu gibi etrafındaki insanlara da olumsuz ve karamsar bir hal aşılar. Bu tutumuyla adeta şeytanın bir yardımcısı gibidir. Çünkü şeytan insanlara yerleştirmek istediği ruh halini o kişiyi kullanarak telkin etmektedir.

Dolayısıyla her insan buna benzer her türlü tavırdan uzak durmalı, daima insanları güzel ahlaka özendirici davranışlarda bulunmalıdır.